Farklılık Kutuplaşma Değil Zenginleşmedir

Farklılık Kutuplaşma Değil Zenginleşmedir

6 thoughts on “Farklılık Kutuplaşma Değil Zenginleşmedir

  1. Cevap hakkı doğmuş bana:). Sevgili Enes, sendeki yerimi okuyunca bir fazla geldi önce, sonra da iyi ki seninle karşılaşmışız dedim. Öğrendiklerini hayata aktarma serüvenini heyecanla izliyorum.

    Lise meselesi için okuyuculara şunu belirtmek isterim. Hemşireliğin lise düzeyinde eğitimi olmasını kesinlikle ONAYLAMIYORUM ama mevcut kişilerle birlikte nasıl daha iyi oluruza kafa yormalıyız diyorum.

  2. Sevgili Enes,
    Öncelikle seninle hiç karşılaşmasak da her an senin çok yakınında olabildiğim ve seninle bir şeyler paylaşabildiğim için şanslıyım. Şanslıyım, çünkü Fahriye Oflaz (Fahriye ablam) gibi biriyle de yıllardır tanışıp her an onun yakınında olabilirim. Yani iki kez şanslıyım🤗🙏

    İnanır mısın! Daha dün, Marmaray Söğütlüçeşme İstasyonu’ndan hızlıca aktarma yaparken 16-18 yaşlarında başlarında sarık ve şalvarlı iki gencin yanından geçtim. Atatürk’ü anlamaya çalışan, akıl ve bilime inanmış yapımla onlara karşı ne hissetmiştim?

    İlginç bir şekilde onlara karşı içimde sevgi ve hüzün barındıran endişeyle karışık bir ruh haline bürünmüştüm ve o anda aklımdan şunlar geçmişti: “Çocuklar sizler, din adı altında tarikat ve cemaatler tarafından köleleştiriliyorsunuz ve akıllarınızı kullanmanız engelleniyor, lütfen bu söylediklerime kulak verin”. Adeta içimde haykıran bu çığlığımla sessizce yanlarından geçip gitmiştim. Kendilerine sunulan dünyayı sorgulamadan kabul etmişlerdi. Onlar henüz sadece çocuktular. Onlara karşı durum böyleydi. Ancak onlar da büyüyecekti. Aynı zihniyetin kadınlara, dine dair akıllara zarar açıklamalar yapan yetişkinlerine aynı duyguları taşımam söz konusu değil.

    Farklılıklar elbette zenginliktir. Fakat bu farklılık, insan aklının köleleştirilmesinin bir ürünü olup nesilleri karanlığa sürüklüyorsa ve elimden bir şey gelmiyorsa zenginlik değil kabusa dönüşüyor. Ne yapmak nasıl yapmak gerektiği konusunda çok aciz kalıyorum. Çünkü biliyorum ki bu durum başta devleti yönetenlerin politikasına ve en çok da eğitim politikalarına bağlı. Cehalet en çok da büyüklerin, devleti yönetenleri cehaleti, çok acı. Ve ne yazık ki tarikat ve cemaatlerin ağına düşen bu çocukların gerçeklikten kopartılması, nihayetinde akla ve bilime inanan çocuklarla birbirine ters/düşman nesiller yetiştirilmesi kaçınılmaz bir hal alıyor.

    Sevgiyle ve sağlıcakla kal.🌺

    1. Merhabalar hocam,

      Geri bildiriminiz ve yorumunuz için çok teşekkür ediyorum. Bu benim de düşündüğüm bir çelişki. Benim de tarafsallık düşünürken aklıma ilk Mustafa Kemal gelmişti. Ülke tamamen Atatürkçü ve tek tip olsaydı bu beni yine rahatsız eder miydi? Etmeyebilirdi aksine hoşuma gidebilirdi. Almanya disiplinden ötürü şikayetçi midir? Sanmıyorum.

      Muhtemelen buradaki temel detay düşünce özgürlüğü, fikirlerini açıkça bir başkasına zarar vermeden söyleyebilme ve düşüncelerinden ötürü yargılanmama olabilir. Ülkenin şu anki gündemine bakıldığında insanlar düşüncelerinden ötürü bile yargılanıyor. Düşünceden yargılanmak ne demek?

      Sanırım bizim bir başkasına zarar vermeyen düşüncelere ihtiyacımız var. Eğer bu sağlanırsa güzel ve ikna edici, aktivist politikalarla zaten haklı ve güçlüysek yanımıza çekebiliriz el verdiğince diye düşünüyorum 🙂

      Saygılarımla.

  3. Saydığım, sevdiğim, kıymetli arkadaşım Enes, kalemine sağlık.
    Önce kendi yaşamınla dost olmaktan başlar isek ben’i sevmeyi, ben’e şefkat gösterebilmeyi becerilmek başarabilmek gerekir. Bizler (hemşireler) daha öncesine baktığımızda bir çoğu çocuk yaşta mesleğe atılmış kendilerini tanıyamadan mesleği tanımış kişiler onları da anlamaya çalışmak gerekir. Bizler yeni nesil olarak belki de daha fazla kucaklayan taraf olabiliriz neden olmasın? Gökkuşağı tek bir renkten oluşmaz farklı renkler bir araya gelince gökkuşağı olur o zaman renklenelim. 🙂

    1. “Dostum” yerine “arkadaşım” demen üzdü ama diğerleri sevindirdi. Yorumun için çok teşekkür ediyorum. Bir başkasını gerçekten sevebilmek için de kendimizi sevebilmemiz gerekir evvela. Narsistik anlamda değil, gerçekten hatalarıyla kabul edebilmek diyelim.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.