Pts. Eki 26th, 2020

Sorgulama! Neden Bugünlere Geldik?

2 thoughts on “Sorgulama! Neden Bugünlere Geldik?

  1. Öncelik ile yazınızı beğendiğimi ifade etmeliyim hocam. Birçok insanın geçtiği süreçlerin özeti gibi olmuş. Bunun ile birlikte katkı sunmak istediğim noktalar var. Psikolojinin de gelişim dönemlerinde hastalar ile konuşmanın ve farkındalık sağlamanın kişiyi iyileştireceği üzerinde durulmuş.

    Buna en önemli örnek olarak Sigmund Freud’u verebiliriz. Geliştirdiği psikanaliz (ruh çözümlemesi) yöntemi ile kişinin kendisi hakkındaki gerçekleri keşfetmesi ve farkına varmasını amaçlamıştır. Kişi kendisi hakkındaki farkındalığına kavuşunca, iyileşeceğini varsaymıştır. Freud sonrası gelişen ruhsal sağaltım yöntemlerinde ise farkındalığın ve “bilme”nin yetmeyeceği, davranışsal değişikliklere de ihtiyaç olabileceği görülmüş.

    Sizin yazınız ile de birleştirdiğimde: Aslında pek çok kişinin mevcut durumu sorguladığını, bildiğini ancak cesaret, kararsızlık, alternatifsizlik, korku gibi çeşitli nedenlerle adım atamadığını düşünüyorum. Yani esas sorunun bilme eylemi değil, adım atma eyleminde olduğunu düşünüyorum.

    Sigara örneğini de burada verebilirim. Pek çok kişi sigaranın zararlı olduğunu bilir ancak içmeye devam eder. Bilmek çok önemli, ilk adım ancak bitirici güç değil diye düşünüyorum.

  2. Enes’ciğim çok değerli katkın için teşekkür ederim. Ben de senin gibi düşünüyorum. Çoğu insan mevcut durumun farkında. Ama senin dediğin gibi davranış değişikliği konusunda adım atmakta tereddütlü. Bunun çeşitli sebepleri olabilir. Bana göre bu durumun farkında olan insanlar, inanç konusunun sadece kişinin kendisini ilgilendirdiğini ve bu konuda kimseye hesap vermeyecek olmanın özgürlüğünü yaşadığı için kendileri ve çocukları “şimdilik” güvende olduğundan bireysel olarak harekete geçmelerini gerektirecek bir durum da söz konusu değil.
    İkinci bir neden senin de tespit ettiğin gibi “korku”. Ben bunu dünyanın döndüğünü kanıtlamaya çalışan Galileo’nun engizisyonda yargılanması olayına benzetiyorum. “Gerçeği söylemekten korkmak” Çünkü bu gerçekler ve istenen değişiklikler bir takım güç odaklarının çıkarlarıyla ters. Ne yazık ki bu durumda insanlar kendilerini güvende hissetmiyor. Çünkü “düşünce özgürlüğü” sorunlu. Görünürde düşünce özgürlüğü var gibi ama sorgulanmaması gereken ve dayatılan bir durum da söz konusu.

    Evet! Sorunu analiz ettik ama değişiklik eğitim politikalarına yön veren ve gücü elinde tutan iktidarda. Demokrasilerde iktidarı seçen kim! Halk! Peki halk seçiminde özgür mü? Diğer yandan demokrasi, eğitimli insanların elinde anlamlı. Yani kişi hak ve özgürlüklerini ve demokrasinin anlamını özümsemiş, çoğunlukçu değil çoğulcu. Yoksa çoğunluk “kadınlar okumasın” da diyebilir. O zaman bunun adı da demokrasi olmaz. Öncelikli iş eğitim… eğitim… eğitim… Bizi yönetenlerin demokrasi eğitimi, yönetenleri seçeceklerin eğitimi…
    Uzar gider bu mesele…
    Umarım seni anlayabilmişimdir. Umarım harekete geçilir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.